Diz vücudun belki de en çok sakatlanan eklem bölgesidir. Vücudun neredeyse tüm ağırlığını taşıyan diz eklemleri, dengesiz bir hareket yaptığımızda bazen uzun süreler iyilişmemekle birlikte, antrenmanlarınıza ara vermek zorunda kalabilir ve gerilemenize sebep olabilmektedir. Antrenman sırasında ortaya çıkan dizdeki sakatlanmaların iki büyük sebebi vardır:
1- Isınmadan yapılan ani hareketler
2- Vücuda bacak kaslarının kaldırabileceğinden fazla yüklenen ağırlıklar.
Bunların sebebi ise, anlık gaza gelmelerdir. Daha sonra ise, sakatlanan dize ''bir şey olmaz'' deyip antrenamana devam etmektir. Bu zaten hasar görmüş dokuların daha fazla baskı altına maruz kalmasını sağlayıp, ileride normal bir çömelme hareketini bile zor yaptıracak duruma getirecektir. Bunun tecrübesini ben yaşadım ve yıllardır diz ağrısı çekiyorum..
Eğer ki güçlü bacaklar olmazsa güçlü bir üst gövdeye sahip olmanın hiç bir manası yoktur. Vücut binasının temelini oluşturan bacaklardır. Bacakların sağlam olabilmesi içinse sağlam dizlere ihtiyaç vardır. Her bir uzuv her bir eklem birbirini tamamlayacak şekilde halk edilmiştir. Birisi işlevini yitirdiğinde veya olması gerektiği gibi yapamadığınnda bu geriye kalan kısımları da otomatikman etkileyecektir. Bu yüzden daha sonra ''keşke'' dememek için gaza gelme huyundan vazgeçiyoruz. Adım adım giderek sağlam bir kas yapısı inşa ettikten sonra gaza gelmeye başlayabiliriz. Peki adım adım devam etmekten kasıt nedir?
Arkadaşlar ekseriyet sakatlanmalar sporun ilk safhalarında görülüyor. Bu da doğal olarak bir an önce elde edilmek istenen sonuçlara ulaşmak için hırs edilerek vücudun taşıyamayacağı veya daha önce tanımadığı egzersizleri yapmaya çalışmak yüzünden meydana geliyor. Bir diğeri ise, millet bana bakıyor bu kadar hafif ağırlık façada iz bırakır, iki katına gireyim şeklimiz konuşsun anlayışından ortaya çıkıyor. Halbu ki spor millet baksın görsün diye yapılıyorsa yola çıkış amacında problem var demektir.Bu yüzden en azından kaslarımız yeni düzene alışana kadar itidal..
Vücudun kıkırdağı yenileme gibi bir özelliği yoktur. Bu yüzden içinde kolajen bulunduran besinlere yönelmeliyiz. Kolajen kemikler, kaslar, bağlar, tendonlar gibi vücut dokularını destekler. Hasara uğradığında iyileşme sürecini hızlandıran bir yaratıcı mucizesidir. Kemik suyu veya paça ise ulaşabileceğimiz ve içinde kolajen bulunduran besinlerin başını çekmektedir. Büyük baş kemiği alıp 12-13 saat kadar kısık ateşte kemiği pişirmeye bırakıyoruz. Bu kadar uzun süre pişmesinin sebebi ise, içindeki tüm jelatani ve besinleri tamamen suya bırakmasıdır.
Daha sonra ortaya çıkan jelatini buzdolabında en fazla 4 gün içinde tüketilmesi şartıyla muhafazaya bırakıyoruz.Her gün, bir kase veya bir büyük bardağın içine ısıttığınız jelatini koyup içine arzu ettiğiniz baharatları ekledikten sonra içebilirsiniz. Bu düzenli olarak yapıldığında dizdeki, kıkırdak veya tendon sorunlu bölgenin rahatlamasına ve iyileşmesine yardımcı olacaktır.
Bu tarz durumlara kendimizi sokmamak için ısınma hareketlerimizi düzenli bir biçimde egzersizlerden önce yapıp, vücudumuzun mukabele gösterebileceği ağırlıkların altına girmek önem teşkil eder.
Yazar: Salih Said Taneli


0 yorum
EmoticonEmoticon